33 yaşındayım. 2 ay sonra 34 yaşına gireceğim. Ben şu ana kadar 3 tane Müslüman gördüm. Hayatımın tamamını Türkiye’de “Müslüman” bir ülkede yaşadım. Ama topu topu 3 Müslümanla karşılaştım. Bunlardan ilki bir tasavvuf büyüğüydü. İsim vermeyeceğim. Allah ile doğrudan irtibatlıydı. Bu irtibatı sadece konuşmalarından anlamıyordunuz. Ya da bir eyleminden çıkarmıyordunuz. Konuşması ve eylemi de güzeldi ama esas olan konuşması ve eyleminden öte bir şeydi. Karşınıza geçse ve öylece otursa bir farklılık sezinlerdiniz. Bu farklılığın ne olduğunu anlamazdınız, ama hissederdiniz. İkinci Müslüman ise bir doktordu. Dindar biriydi ama bunu çok sonra konuşmalarındaki satır aralarını didiklediğinizde anlardınız. Özelliği, insanlara yardım etmesi değildi. Maddi karşılık almadan, ya da yeterince almadan yardım ederdi ama esas özelliği bilgisi, yardım etme niyeti ve üslubunu kemalatla kaynaştırmasıydı. Ortaya çıkan ne tek başına nezaket ne tek başına ilim ne tek başına merhamet olurdu. Hepsinin üzerinde yine adını koyamadığınız bir hisle yanından çeker giderdiniz. Üçüncü Müslüman ise bir kadındı. 50 yaşlarındaydı, komşumuzdu, yaşamadığı çile türünü görmedim. Maddi zorluklar içerisindeydi, hastalıkla baş etmek zorundaydı, evlatlarından yana şansı yoktu, torunlarına bakmak zorundaydı ama bütün bunlara karşı sabırlıydı. Muazzam bir sabır. Dertleşirdi elbette ama Allah ile irtibatı çok güçlüydü. Bu irtibatını ufak jest ve sözleriyle belli ederdi.

Bütün bunları neden yazdım? Bu üç kişi hariç Türkiye’de Müslüman yok demek için değil elbette. Böyle bir kastım ya da niyetim yok. Evet, Müslümanlığın kimlikte yazan, ya da görüntü itibarıyla olan bir şey olmadığını anlatmak istedim. Ama bunun ötesinde Müslümanlığın ortaya çıktığı yerde bambaşka bir etki doğurduğunu, hayata bambaşka bir damga vurduğunu belirtmek istedim. Bu üç Müslüman popüler insanlar değillerdi, vaaz vermiyorlardı, yolda görseniz tanıyabileceğiniz kişiler değillerdi. Ama benim İslam ve hayatla olan irtibatıma damga vurdular. Bu damga ortaya çıktığı yerde nicel verilere, rakamlara dökülecek bir damga değildir belki, ama ister istemez sizi içine alan ve her an hatırınıza gelen, her an sizi gerçekte ne yaptığınızı sorgulamaya iten bir damgadır. Bunu söylemek istedim.

Ertuğrul Zengin

“Müslüman…” üzerine 3 düşünce var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir