Merhaba!

İstanbul Düşünce Evi’nin bloguna hoş geldiniz!

Bu mecra, düşünceye bir ev kurabilmenin küçük bir gayretidir…

İDE bir avuç özgür düşünce meraklısının gayretleriyle kuruldu ve bugün hâlâ ayakta. Hâlâ ayakta olmak bile bir başarı öyle değil mi? Bilgi ve düşünce stratejik çıkarların, ulusal menfaatlerin ve piyasa gereklerinin baskısıyla karşı karşıya ve her türlü özgür çaba dolaylı veya doğrudan saldırı altında. Biz ise hakikate ve adalete şahitlik yolunda sabır içerisindeyiz. Ne sabır ne de düşünce hiç de pasif bir tutumun ifadesi değiller elbette.

Panellerle, konuşma serileriyle, Türkiye’den ve dünyadan pek çok konuğumuzla 5 yıldır faaliyetlerimize bu çerçevede devam ettik.

Çok çalıştık. Yorulduk. Zaman oldu tembellik ettik. Yollar denedik. Zamandan zamana, zeminden zemine, ülkeden ülkeye hicret ettik.

Şimdi ise bir kez daha denemek, baştan düşünmek, birbirimizle yeniden tanışabilmek ve tabii ki “sürdürmek” için bu yeni tartışma ortamını açıyoruz.

Söz uçar yazı kalır derler. Söz uçtuğundan değil ama yazı kalsın, yerleşsin, dönüp dönüp dünyaları dolaşan düşüncenin nihayet varacak bir evi, akacak bir yatağı olsun diye bu blog huzurlarınızda. Yazılar yasal olarak yazarlarını; işin aslı ise, hepimizi bağlayacak; yazarı, okuyucuyu ve geleceği…

Ve nihayetinde bizler hakkı ve adaleti söyleyen bağımsız ve özgür düşünce geleneğinin bir parçası, bir mümessili ve mütevazi bir yolcusu olma gayretinde olarak derdimizi söylemek için buradayız…

Hep beraber…

O zaman hadi bismillah!
Tekrar merhaba!
Hoş geldiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir